Cuma, Aralık 19, 2008

100 küsür..

ODTÜ yıllarım. Çok iyi hazırlandığım bir sınavın sonuçları açıklandıydı. Ana bi de baktım 60 almışım! Kağıtları dağıttıydı hoca. Gereksiz yere her yerden kırmış puanımı bu. Doymamış, en emin olduğum sorulardan bir tanesinin altına da aynen şöyle bir ibare düşmüş: "Atma Recep!"

Hahahah!!...İtiraz ettiydim elimde kitapla yanına gidip. Okudu kitabı baktı ki aynısını yazmışım. "Tamam ama yeterli değil.." dedi bu sefer de. E koca profesörsün, sınav kağıdına "Atma Recep!" yazmışsın, geri dönüşü olmaz tabii artık... Sen de haklısın..



Pazartesi, Aralık 15, 2008

yeter lan no:12


başladığı gibi bitsin: doğum günüsü!

Pazar, Aralık 14, 2008

...

- birer bira içsek, biraz konuşsak??
- birer tekila içecek kadar zamanın var. de diyeceğini!

Salı, Aralık 09, 2008

asterix!

giriş: şekerbank'ın "asterix" kumbarası vardı bende.

gelişme: onun adının "obeliks" ya da muhteşem çevirisiyle "hopdediks" olduğunu öğrendiğimde yıkılmıştım. asteriks ya da yine çevirisiyle "bücür" benim kahramanım değildi.

sonuç: "asterix"in asıl adamı hopdediks'tir, ve öyle kalacaktır.

(red kit (lucky luke) de harika çevirilerden bir tanesidir.)

Cuma, Aralık 05, 2008

flash gordon

figüran osman'ın abisi bizim karşı apartmanda otururdu lan. hahaha!

Cumartesi, Kasım 22, 2008

michael?

ben bunu görmemişim vaiz:
http://www.youtube.com/watch?v=e6w1Haww54w

bonus:
http://www.youtube.com/watch?v=s7MmEMrCRfc

hakkaten delirtir bu ne be??

Perşembe, Kasım 20, 2008

29

Patavatsız yazar: Selim İlerigeri!..


Cuma, Kasım 07, 2008

hehea!

kulaklara destan sağırlığım konusunda geçen gün bir arkadaşım (nam-ı diger ısırgan otu) bir şey dedi baya bi güldüm. bu gene anlatıyo bişiler ben de müzikten yarısını duyuyorum yarısını duymuyorum söylediklerinin.."ne?? ne kedisi?" gibi bişi dedim gayrı ihtiyari..o da şunu buyurdu: "valla sen duymamaya alışmışsın!"

hahahahahha! bu ne len? evet sağır taklidi yapıyorum..yapmadan da edemiyorum..hastası olmuşum bi defa..

Çarşamba, Kasım 05, 2008

huh?

Yıllar yılı çözemediğim bir husus var müezzin.. şimdi bazı model arabalar ilk çıkınca piyasaya onları her tarafta görebiliyoruz.. misal 2000 yılını hatırla? o zamanlar bu yandaki renk golfler sarmamış mıydı yurdumun dört bi yanını? sarmıştı he mi? e sonra 2 yıl içinde nereye gidiyo olm bu cihazlar? tayinleri mi çıkıyo noluyo? diyeceksin ki sen şimdi "algıda seçicilik o..". zaten bi tek onu öğrenmişin sen: "algıda seçicilik..." onu biz de biliyoz yarraam araç yok diyorum sana ortada sen bana "var da sen görmüyosun" diyosun. da get işine akşam akşam..


Pazar, Kasım 02, 2008

pfft

İstanbul'da, yürürken sigara içen kızlardan var bolcanak..geberecekler haberleri yok..

Pazar, Ekim 19, 2008

peyas vs. alan parsons


hah..

Cumartesi, Ekim 18, 2008

olmadı :/ (bi çırpıda olur öle..)

8:45

vapurun kalkmasına 10 dakika vardı ve henüz iskeleye yanaşmamıştı. kimi insanlar içerde bekleme koltuklarında oturuyor, kimileri de iskelede bekliyordu. her gün defalarca yaşanan bu tablo içinde göze çarpan -ya da rahatsız eden mi demeli- bir durum vardı. vapura binecek olan 5 kişilik bir grup çımacının arkadaşlarıydı. önce son derece samimi bir biçimde tokalaştılar, sabahın 8'inde -yüksek ihtimal içleri boş olan- kafalarını tokuşturdular ve "vay! naber lan!" yollu jest, mimik ve sözlerle çımacıyı selamladılar. içerdeki herkes ister istemez bu grubu izliyordu. grubun istediği de işte tam buydu. birazdan kalkacak olan ido vapurunda tanıdık birisine sahip olmaktan dolayı manasız bir gurur taşıyorlardı. çımacı grubun orta yerindeydi ve gruptakilerin hepsinin suratında oldukça rahat bir gülümseme vardı. bu gülümseme grup çemberinin dış çeperlerine doğru, etrafı kesme ve "yaa..işte biz böyleyizdir..bizim her yerde mutlaka tanıdıklarımız vardır..birazdan vapurda yüksek sesle konuşabilir, ayakta alakasız yerlerde takılabilir hatta dilersek sigara bile içebiliriz.." edalı tavırlarla süsleniyordu. çımacıya yakın olan bir tanesinin çımacıyla samimi biçimde olan sohbeti diğerlerinin keyfine keyif katıyordu...

peki onları böylesine manasız bir gururu taşımaya iten sebep neydi? devlet denen sistemin ucundan da olsa kurallarını yıkabilme özgürlüğü müydü onları kıpır kıpır yapan? yarın bir gün karakola düşseler çımacı "bırakın tamam..onlar bizim çocuklar.." mı diyecekti? neyin peşindeydiler? vapurdan indikten sonra iş yerlerine vardıklarında, patronlarının "nerdesin lan sen yavşak!" diyerek enselerine bir tokat patlatmasından önce verilmiş kısa bir mutluluk molası mıydı bu yoksa? bir vapur dolusu insana oynanan bu tiyatroda, yolcuların bakışlarını alkış mı telakki ediyorlardı? daha gün başlamadan vuran bir amortinin son ana kadar ucunu bırakmayarak, vapurdaki insanlara karşı gündelik hayatta sağlayamadıkları bir üstünlüğün keyfini mi çıkarıyorlardı?

Vapur kalkmak üzereydi. Kaptan vapurun düdüğünü öttürdü. Vapurun bu ani ötüşü tiyatronun perdelerini de kapatmış oldu. Herkes vapura akın etti. Kalabalık çoğaldıkça grup kaybolmaya başladı. Az önceki starlık büyüsü bozulmuştu. İnatla vapurun girişinde durdular. Çımacı halatları çözmeye başladı. Gruptan bir-iki tanesi çımacıya yardım etti. Kalabalık vapura dağılınca tiyatro perdesini yeniden açmaya başlıyordu ki, vapurun kaptanı camdan kafasını dışarı çıkararak: "hadi hadi sallanma!..al iskeleyi al!.." diye bağırdı. Camdan kafasını içeri sokarken kısık sesle "salak herif.." dediği duyuldu. Çımacı olayı gayet normal karşılarken, gruptakilerin suratı asıldı. Devletin üst düzey bir yetkilisi gerekli açıklamaları yapmıştı.

Pazar, Ekim 12, 2008

hahaha!

gelen mesaja bak allahını seversen...


A form with the following contents was submitted to you on 11:07 pm Saturday October 11 2008:

ne cüretle o resimde rose ve jack vardı tamam mı iğrenç olmuş titanic çoook güzel bir film unatamayacak gibi ve bu adam filmin içine batırdı leonardo lütfen bir daha çıksın titanic titanic 2 de yapancı sölediğiniz için anlamıyorum lütfen televizyona çıkartın


Cumartesi, Eylül 20, 2008

yaaaa :(

güzel bişi yazcaktım ama unuttum :/

Pazar, Eylül 07, 2008

Yeter lan?! no:22

Adres sorulan kişinin "valla ben de yabancısıyım.." demesi.

Cumartesi, Ağustos 16, 2008

:s

sırf gözleri renkli diye kendini güzel sanan kızlar vardı bi' de değil mi lisede?


Salı, Ağustos 12, 2008

nanik

geçen gün bir kızla tanıştım. bu boyuna anlatıyo masada..susmadı, susamadı..derken bi ara "exkankamla gitmiştik oraya bi keresinde..." diye bişi buyurdu. oha dedim lan bu nası bi dildir, terminolojidir. hangi zamanları yaşıyorsak artık; kan kardeşlik önce kanka müessesesine indirgendi, sonra kankaya kanki denilegeldi, kankuş diyeni de peyda olurken şimdi demek hepten yok oldu kan kardeşlik..exkanka he mi?..yamanmışsın yabancı..

Cuma, Ağustos 08, 2008

Testis

istanbul'a gidiyor idim. bakım-onarım-rehabilitasyon mu ne var imiş ulusoy'un tesislerinde, bu sebeple otobüs çok alakasız bir dinlenme tesisinde dur idi (oha!)

bolu civarlarında bir yere düğüne gittikleri her hallerinden belli olan iki otobüslük bir kalabalık da aniden tesise akın etti. ben 100 numara ziyaretimi tamamlayıp dışarıda bir çay-sigara birlikteliğine gireyim derken yanımdan, beyaz gömleği göğüsten 4 düğme açık, aksesuar olsun diye üzerine düğümünün dibine kadar gevşetilmiş siyah bir kravat takılı, saçları ibrahim toraman ve tarkan'dan hallice genç bir çocuk geçer oldu. ben çocuğa "bi' çay bana.." diyerek dışarıya seyrettim. çocuk "ne çayı ya?" der gibi baktı. ben çocuğa "nası ne çayı la yarraam?!" der gibi baktım. çocuk "garson muyum lan ben!" diyerek üzerime yürüdü. ben dışarıya doğru hızlı adımlarla yürüdüm. çocuğun olayı fark eden ve düğündeki teyzelere "gençlik işte.." dedirtme teması üzerine tasarlanmış çeteye mensup diğer garson görünümlü arkadaşları da peşime takıldı. servet'e benzer olanı kapıya varmama yakın yatarak topa değil bana müdahale etti. ben düşmüş bulundum. bunu gören tesisin beyaz gömlekli ve siyah kravatları fifa kurallarına uygun bağlanmış asıl garsonları olaya uçarak müdahale etti. garsonlar garson görünümlü çocukları tutarlarken "noluyo kardeşim napıyosunuz?!" diye sordu. suratı öfkeden mora çalmış olan toraman saçlı çocuk "beni garson sandı bu herif!" dedi. Düşünmeden verilmiş bu cevaba karşılık garsonlardan bir tanesi "ne yani garsonluk bu kadar kötü bir şey mi lan dalyaprak!" diyerek toraman'a bir kafa attı. tesiste Bolu Garson Boy Boks Şampiyonası start aldı. ben dışarı çıktım. otobüse bindim. yolculuk start aldı. yok yere garson kardeşlerin birbirini kırmalarına vesile olduğum için önce üzüldüm, sonra "nasıl olsa düğünde de mutlaka bir kavga çıkacaktı..." diye düşünerek Madam Boluvary bir huzura erdim. Yolda muavin "su alır mısınız?" diye sordu. Muavinin ela gözlerine "Ne suyu la yarraam!?" der gibi baktım.


Çarşamba, Temmuz 30, 2008

niye ki?

evet sevgili kedikumu severler..ben murat murathanoğlu..hah! sen o kadar bloga ara ver sonra böyle manasız bir giriş yap..olacak iş değil..neyse şimdi şunu sorup hemen kaçacağım:

yandaki jesti biliyosun..yatağa yatıp kitap okurken vb. durumlarda ayakları havaya dikmek biçiminde bir hareket var
kızlarda..bu jestin sebebini yıllardır araştıran bir gazeteci olarak vardığım en net cevap şudur: şımarıklık!

ha net dediğime bakma sen..hala konu tam olarak bir açıklığa kavuşmuş değil.. araştırmaya gönülden destek veren ve de bilimsel açıklamalarını esirgemeyen kızların %80'i bu davranışı:
- çok rahat oluyor ama..
diye tanımlama gayreti içindeyken,

yüzde 15'lik bir dilimi:
- ay hakkaten.. hiç farkında bile değilim!..
yollu şaşkınlıklarını dile getirmiş,

geri kalan 5%'lik dilim ise:
- daha seksi görünmek için yapıyoruz herhalde..
ile
- bunu sen de yaparsın ki ne var onda?! gibi manasız cevaplarla geçiştirmeyi uygun bulmuşlardır.

"İlk insanlar zamanında kadınların uzanıp dinlenirken, arkadan gelen tehlikelere karşı bu refleksi geliştirmiş olabilecekleri" adlı bilimsel tezim ise kimse tarafından kale alınmamış ve Science Dergisinde yayınlanmaya uygun bulunmamıştır.

Yeni açıklamalar getirebilecek olan varsa buyursun. Ama ondan önce şunu da söyleyeyim, "rahat oluyor da ondan" tezi tarafımdan "sen hiç böyle uzanıp ayaklarını havaya kaldıran annane gördün mü?!" sorusuyla çürütülmüştür. Zorlamayınız...

Salı, Temmuz 22, 2008

:x (III)

hızımı alamıyom şunu da diyiveriim hemencik.. msn iletisine veya işte facebook status'üne vb. yerlere "çok mutlu! :)", "mutluluk sarhoşu :)" falan yazan deliler var bir de. bu da ne demek biliyo musun? eski sevgilisine gönderme yapıyo bu salak da.. "bak sen beni bıraktın gittin ama ben şu an acaip bi haltlar içerisindeyim ve süper eğleniyorum" demeye getiriyo aklı sıra..ya da şöyle de olabiliyor bazen..bu tip kızların kız arkadaş çevreleri genellikle magazinden allahı şaşmış bir güruhu oluşturdukları için kendi aralarında -ne sikimse- bir "kim daha mutlu?" oyunu oynuyorlar bunlar..hasbinallah! şefaat ya resul allah!.. bunların her birinin kulaklarına fıske atacaksın 1000'er defa..

:x (II)

şimdi bi de fotoğrafa yorum yazarkene "çok karizmatik çıkmışsın canım arkadaşım benim :))" kızları çıktı yeni. illa sonuna o "arkadaşım" kelimesini veya "kuzen" lafını eklicek ki haspam, hani "aramızda bir şey yok sakın öyle düşünmeyin ve yazacaksanız bana yazmaya devam edin..korkmayın"..ayağı işte o.. gel gebert diyo beni işte illa ki..of off!

:x


Hayatta en gıcık olduğum salak kız davranışlarından bir tanesi de şudur: Kız arkadaşının sevgilisine "enişte" diyen ya da fotoğraf falan görünce "çok yakışmışsınız canım allah tamamına erdirsin!" diye yavşaklaşan kızları hani şiddete karşı birisi olarak neredeyse öldürmek istiyorum. sana ne la yarraamm? dirler buna eskiler. aklı sıra kız arkadaşına kıyak atıyo..duvar pasıyla asist yapıyo hissettirmeden..emri vaki değil de ne lan bu?..puu..Salak!

Cuma, Temmuz 18, 2008

1 Reklam

Perşembe, Temmuz 17, 2008

yeter lan no:11

Şu isimler dükkanlara verilmeyekoysun gayrı:

"Jest", "Best", "Vizyon", "Royal!"

Çarşamba, Temmuz 16, 2008

postmodern murphy kanunları no:1

Kulağına götürdüğün ilk kulaklık mutlaka yanlış tarafındır.

Cumartesi, Temmuz 12, 2008

YUH!!!

"ŞAİR yetişebilseydi eğer 20’nci yüzyılın son çeyreğine ya da 21’inci yüzyıla; birkaç operasyonla yüzündeki kırışıklardan ve göz altındaki mor halkalardan kurtulacaktı. Ve ömrünün yarısını tamamladığı korkusuyla yazamayacaktı belki 35 yaş şiirini. Ne bilişim ne de bilgi, insanın doğanın verdikleriyle yetinmediği ’Güzellik Çağı’nda Cahit Sıtkı Tarancı da 1.500 YTL’ye göz kapaklarını kaldırtıp, 600 YTL’ye Botox yaptırıp, 3.000 YTL’ye yüzünü gerdirebilirdi."

zürriyet'in gastecilikte son numarası..rezalete bak yahu..

Pazartesi, Temmuz 07, 2008

erol aykan

Kedikumu iftiharla sunar: "erolaykan12"

Aşağıdaki adresten özellikle "hızlı gazeteci emin çölaşan" ve "semra olsun kaynanan" adlı muhteşem besteleri izlemeniz tavsiye olunur. Klipler bomba, figürasyon 10 numara!

erolaykan12
(izleyemiyosan vtunneldan falan sız.)

Pazar, Haziran 29, 2008

deneysel

albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino albino

Cuma, Haziran 27, 2008

titanic 2



Çarşamba, Haziran 25, 2008

tavşan

bir yarışma programını kim sunarsa sunsun samimiyetsizin önde gideni oluyor ya çok gülüyorum buna. misal adam 20 milyar kazanıyo sunucu soruyo: "gayet iyi bir para neler hissediyorsun?" ulan peki sen program başına kaç para alıyosun? sana soran var mı "süper para yaptın bu yarışmadan hacı.. en büyük ödülü 5'e katladın.. sen ne hissediyosun??" diye.. çok güzel paraymış..sen dünyaları götür yarışmacıya gelince "20 milyar iyi para..al derim.." ayağı..sielelan!..

1 Reklam

Pazartesi, Haziran 23, 2008

guinness

en kısa sürede ardışık post atma rekorunu zorlamadan bu geceyi dilerseniz bir fıkrayla noktalayalım:

Temel bir gün NewYork'a gitmiş. Uçaktan inmiş bir de bakmış Dursun elinde de bir koli. Gitmiş hemen yanına..uyduruyom lan ne fıkrası yanına koyum..

oha..


tamam lan benzemiyo ne baarıyon..

Yeter lan?! no:8

İlanlardaki aha bu morg numarası.

Pazar, Haziran 22, 2008

I

Evlilik değil midir ki;
hayatınıza giren insanların
güzelliklerini kaybetmeye başladıkları o zirveden
düşerken sarıldığınız?

Çarşamba, Haziran 18, 2008

bir hoş sada

O gün işlenen konuyla ilgili laf sokan hocalar vardı hani. "Oğlum önüne dön asit-baz karışımı yaparım seni bak şimdi!"..."Kızım konuşma! Gelip çarpanlarına mı ayırayım istiyosun illa ki!" "Valla oraya gelirim makarayla kollarınızdan gerdiririm hep beraber kollarınızdaki gerilimi ölçeriz" Daha neler ya hahaha!..

Bi de bi hoca vardı boyuna şöyle derdi: "Bakın bu tahtadakileri yazın bunları hiçbir yerde bulamazsınız!" Nası lan müfredatta yok mu?? Siz dün gece mi uydurdunuz yoğusa?..

Pazartesi, Haziran 16, 2008

bahar diyeti

Bahar geldi geçti ben hala fazla kilolarımdan kurtulamadım diyorsanız işte size mucize su diyeti!

Sabah:
Aç karna alabildiğine su
1 kuru kayısı

Öğlen:
Alabildiğine su
2 leblebi (leblebinin beyazını yiyin sarısını yemeyin kolestrol oranı yüksektir)

Akşam:
Alabildiğine su
1 sigara
Vurun kafayı yatın

(öğün aralarında acıkırsanız alabildiğine su için. 1 haftada 10 kilo ile beraber akıl sağlığınızı da yitirin.)

Cumartesi, Haziran 14, 2008

gayrı menkul


















Al koy işte bi kenarda dursun..

17

Eskiden IT Müdürüne IBM müdürü dirlerdi. Bak mesela burda bi ölüm ilanı var. Anadolu'da hala deniyo zaar..

Perşembe, Haziran 12, 2008

Bilelim Öğrenekoyalım no:4

Selpak deyince.. Burnunu silip ne çıktı acaba diye mendile bakanlardan ilham alarak üretilmiş "Sil-Bak" kağıt mendillerinin adı sonradan "şirketçe çok mu iğrençleştik acep??" diye geri adım atılarak "Selpak"a çevrilmiştir.

Selpak

"ehmm..önemli olan, bence, bir futbolcunun, o pozisyona girmesiydi.. ama %100 olmamasıydı.. Ben o derece değildim."

(Galatasaray:5 - Neuchatel Xamax:0 maçı sonrası, muhabirin Tanju'ya ilk dakikalarda kaçırdığı önemli bir gol poziyonu hakkında yönelttiği soru üzerine)

Çarşamba, Haziran 11, 2008

16

Devlet Tiz Sesli Çocuk Korosu

Salı, Haziran 10, 2008

Ticari devam et canım..

Trafik polisi bi arabayı durdurmuş ceza kesecekti gözlerimle gördüm. Adam tabi ödemek istemiyo ceza şöle dediydi polise: “Memur bey arabada oruçlu hastam var yapma gözünü seveyim..”. Milli değerlerden girdiydi uyanık. Oruçlu hasta olur mu lan?!

Pazar, Haziran 08, 2008

Roarrr!!!

Küçükken Metro Goldwyn Mayer aslanı çıkınca annemin "Aslanlı film başlıyorr!" demesi ve benim aslan ha çıktı ha çıkacak diye o sıkıcı filmi sonuna kadar izlemem kolpayla ilk tanışmamdır.

Cumartesi, Haziran 07, 2008

gedappa

Ortaokulda falan "Ya yağmur yağmasın yaaaaaa :( " kızları olurdu. Erkek öğrenciden sulu bir şakaya maruz kalınca da "Komik diilsin biliyo musuannnnn!" derdi bunlar. Aynı kızlar üniversitede "Ama bakın burda insanlar 2 saatir bu kapıların açılmasını bekliyorlar!" şeklinde yönetimle münakaşa eden kızlara dönüşürler. Ve ben bu "insanlar" lafına çok kıl olurum..

Cuma, Haziran 06, 2008

14

Euro'ya Yumoş diyen bir kişiye denk gelmedim, gelemedim be oğlum.. Misal bi kahvede maç başlamadan "Yumoş 2008 başlıyo!" dese ak sakallı bi amca neşeyle..Eğilir öpmez miyim o mübarek ellerini onun oracıkta..Sarılıp da ağlamaz mıyım o Birinci kokan omzunda..Hadi be güzel amcacım be..çık artık karşıma..nerdesin, nerelerdesin..



13

Bugün bi adama adres sordum. Adresi bilmemesine rağmen 2,5 dakka konuştuk.

Çarşamba, Haziran 04, 2008

12

Dini kanallardan birinde "Tesbih Böcekleri" diye bi ikili çıksa ya..

gepetto

Bir akşam salağın birine gidiyorum. Evi bulamadım. Bi çocuk yuvasının üstüymüş. Ara ara yok yuva.. Birine sorucam ama kimse de yok ki sorayım... Derken bi amca gözüktü uzaktan. Çocuk yuvası diye soracam, yuvası mı kaldı lan?! dicek, öle bi tip..Ama başka çarem yok sorayım dedim ben de. "Pardon dedim buralarda bi çocuk yuvası varmış nerde biliyo musunuz?" "Pinokyo nu, Bıcırık nı??" demez mi. Der tabii..Perişan da edekor beni oralarda..



Pazar, Haziran 01, 2008

Gir bi bak no:3

Bu hafta tanıtmaya çalışacağım site deviantart.com.

Deviantart isminden de anlaşılacağı gibi anormal sanatın ve sanatçının dostu bir sitedir. Bireylerin kendilerini sanat yoluyla express etmeleri için bulunmaz bir nimet olan deviantart.com, kullanıcı siteye üye olduktan sonra hanesine Millî Eğitim Bakanlığı onaylı ve "anything goes" mühürlü bir "Sanatçı olması gıda kodeksine uygundur." belgesi gönderir ve
böylelikle sanatçılık yolunda ilk önemli adım atılmış olur.

İcra edilmesi günümüzde artık cep telefonlarıyla bile mümkün hale gelmiş olan fotoğraf sanatı doğal olarak en rağbet gören sanat dalıdır. Converse fotoğrafçılığıyla start alan sanat kariyeri, eski kapı önlerinde verilen pozlar, yatağa uzanıp ayakları duvara dikmek, boş evlerde yerlere yatarak, duvar köşelerine çömelerek sigarayla depresyonist açılımlarda bulunmak, banyoda donla fayansları yalamak, vintage kıyafetlerle ayna karşısında ağlar gibi yaparak makyaj akıtmak ve kocaman gözlüklerle belediye parklarında çimlere yayılmak suretiyle kademeli olarak devam eder. (Nenen sen salaklık edesin diye mi diktirdiydi Vesile teyzenin düğününe giydiği o entariyi, fistanı?..)

Sertifikalı kullanıcı; mutlak surette Eternal Sunshine ziki, Amelie, Selvi Boylum Al Yazmalım, David Lynch ve bilimum Fransız filmleri, Garbage, Radiohead, Incubus, Him, PJ Harvey ve daha önce adını duymadığınız eksantrik müzik grupları, ekseriyetle murathan mungan, biraz k.iskender ve bolca Bukowski, Nietzsche serpiştirilmiş, farklı olma ihtiraslı olmasına rağmen 2089292 tane aynısından bulunan profile sahip ve kendi güzelliğinin nedense hiç farkında olmayan hısım akrabalarının verdiği "çok güzel bu cicim..yerim ben seni ama!" nidalı gazlarla coştukça coşar ve bir zaman sonra "Ya ben yeni bir makine alıcam önerileriniz neler??" anketiyle kariyerinde zirveyi zorlar.

Hah! işte bu noktada aylardır "nasıl bir fırsat bulsam da tüm kurtlarımı ortaya dökerek şu gacının aklını alsam.." diye pusuya yatmış olan bol sakallı, hırpane saçlı, Amsterdam'a yerleşmek için halasının kızını bile satmaya dünden razı, midye dolma, bira ve ekşisözlük sever kardeşimiz sahneye çıkar: "Nikon D200MX, D80'le aynı sensöre sahiptir. Yani D70S den biraz daha iyi. Ve daha büyük LCD ekrana sahip..Ayrıca D40x yada D80'in kit lensleri gerçekten kötü.. Kit lensi almayıp 18-200 yada 18-70 gibi bir lens almak gerekir. Sen makro çekmeyeceksen bence Canon'un modellerine de bir bak. Doğubank'ta Sincap Foto var istersen beraber gidebiliriz.." der. Böylelikle,
avatarından ve galerisinden buram buram gelen "carpe diem!" elektriğiyle tasarlanmış sanal mevcudiyetini iyice harlayarak yeni bir Nevizade akşamının altını yapar.


Tnx for :+fav:!



Cumartesi, Mayıs 31, 2008

taksi!

Bir akşam bir şişe şarap aldım arkadaşlara gidiyorum. Taksiye bindim. Taksici elimdeki şarabı fark etti. Ben "alkolle alamam.." falan diyecek sanarken bambaşka bir mertebeden girişi yaptıydı: "Şarap öle durmaz yan durur.."

"Yıllarca burda kalacak değilim hocam 5 dakkalık yol?"
dediydim ben de. "Ha o başka mesele.." dediydi.




im juli


Kadife sesli dedik, romantik dedik, adam geldi her mikrofona karı-kız muhabbeti açtı gitti..



Cuma, Mayıs 30, 2008

mazhar özkan fuat


Hangimiz Fuat'la Özkan'ı en az bir kere karıştırmadık ki şu fani dünyada ha güzel kardeşim benim?..



Cahit Bey

Kıskanç Çocuk

İlk yarının son düdüğüdür
Otuz beş yaşında
Doğum günü pastasının mumlarını üflerken
Dudaklarından kazara 
süzülen ıslık sesi


Yirmi dört yılın daha vardı
Ansızın çekip gittin
Son pastanın mumlarını

Ne diye Abbas'a üflettin



puu..

newkidsontheblog.com'u almış lan herifin biri..

Perşembe, Mayıs 29, 2008

Yeter lan?! no:6


Kendini sanatçı zanneden denyoların "ayağımı burktum alçıda.. o yüzden 1 ayda korkunç zarar ettim.." benzeri beyanatları.

(1 ayda o kadar kazanıyosan zaten 10 senedir dünyayı kazanmışsındır a eşşek sıpası daha neyin hesabını yapıyosun??.. insanda biraz utanma arlanma olur be!.. öyle deyince millet size acıyacak he mi? manyak mısınız nesiniz olum?!)

purp

"Balca'nın Duygu Yüklü Sayfaları"ndan bihaber bünyeyi İnternet kullanıcısı saymam!

Çarşamba, Mayıs 28, 2008

Untitled-12


Kadir İnanır'ın radyo programı: Kadir OnAir

Salı, Mayıs 27, 2008

o derece

Bence özel güvenlik elemanları bir kurumdaki en yüksek maaşı almalılar. Her şeyden anlayan güvenlik görevlileri başka hangi ülkede vardır acaba??

- Pardon kablosuz modemlere bakmıştım ben ama?
- Hemen ilerde..Ne marka düşünüyosunuz?
- Valla Zoom falan alırım herhalde.
- USRobotics derim..ilerde..

Bankaya özel güvenlikten girip şube müdürü olmuş adamlar var ya..eh peki inanma sen daha..

hayır dedim!

_______________________________________________________

(kedi cnbc-e'nin kuşuna halleniyo diye bu hat..)

Pazartesi, Mayıs 26, 2008

teknohaber

- Japonlar DVD okuyan CD Player yapmışlar.
- Naapalım?
- Nası naapalım lan?!




Yeter lan?! no:5

Tek ödemeyle ikinci bir avantajı/promosyonu anlatmak için "çift sarılı yumurta" görseli kullanmak.



yuhannes

İstiklal'de yürüyorum. Bir adam yanaştı gözleri kanlı. "Kardeş bu Galatasaray Lisesi ne tarafta kalıyor??" dedi. Dedim şu tarafta. Biraz durdu.. "Peki dedi Şişli ne tarafta??" O da dedim şu tarafta. "Peki dedi bu büyük bi çarşı var Akmerkez mi o? O nerde??" Gülerek uzaklaştım hemen ordan. Google Earth mü belledin lan beni allaan adamı..



huhu!

Erman Toroğlu’nu gördüydüm Tunalı’da. Sene 1995. O zamanlar Hıncal’ınan "Kale Arkası" diye bi poroğramları varıdı. Ben de futbol delisiydim o zamanlar. Görünce bunu dur dedim bi soru soriim bakalım bilecek mi :) Durdurdum ve sordum, "Hocam dedim şimdi futbolda taban girmek faul?" "Evet?" dedi. "Kramponun altında çiviler var diye mi faul peki?" dedim. "Evet tabi, onlar acıtır ayağı.." dedi. "O zaman dedim biz kendi aramızda oynarken faul diil?" Bu iyi bi tıkandı. “Ee..o da fauldür tabi..” dediydi zor bela. Bırak hocam şimdi..

Pazar, Mayıs 25, 2008

11


Altınbaşak yerken diline kıymık batacak gibi oluyor.

(seda)