Çarşamba, Ağustos 10, 2011

Gümbedek
















Gümbedek güm!

Sevgili Komşum,

Gümbedek güm!


Ramazan davulunun otoriter ritmi eşliğinde, gecenin şu en şizofrenik dakikalarına doğru sokulurken; sevdiğim ağbim, değerli iş ortağım Aykut’un, arabasının sileceklerine iliştirilmiş notunuzu bana göstermesinden bu yana geçen yaklaşık dört buçuk saat boyunca, size yazıp yazmama düşünüşleriyle epeyi bir oyalandım. Sözkonusu ticari aracın şahsıma ait olmaması, dolayısıyla notunuzun bana özel yazılmamış oluşu, sorguyu baştan anlamsız hale getirse de, bir yolunu bulup evime girmeyi başarmış böylesine duyarlı, öylesine açık kalpli bir sesi; hayır, karşılıksız bırakamazdım. Aykut’la ne işler peşinde olduğumuzu burada söylemem, sanırım yersiz...


Gümbedek güm!


Şu masamda görmüş olduğum beş cümleye yedi satır ebatlarındaki "orijinal" not, [Rahmetli Başkan Kennedy] birincil ödevi gereği, okurunu bir daha aynı eylemi gerçekleştirmekten men etmesini pek iyi beceriyor, öncelikle bunu takdir etmek gerek. [Brigitte Bardot] Hiç tanımadığı bir insana bir mesaj iletirken, mecra yapısı gereği tek kollu olan iletişim biçimini koza çevirmiyor oluşunuzdaki titizlik, belki de Mass media'ya inancını çoktan yitirmiş birisi olarak beni, ayrıca etkiledi. Söylememe izin verin; notunuz üzerine Aykut’la bir dakika kadar konuştuk. Bu bir dakika; en az otuz yıldır tanıdığım, zaman geçirmekle hep içten içe gönendiğim, her ne kadar boyum yetmese de felsefî sohbetiyle esriyip gittiğim bir ağbiyi, ayda yılda bir yakalamışken harcanmışsa, enikonu uzun bir süre, sizi temin ederim. Aykut’la ne işler peşinde olduğumuza gelince... bu kimseyi ilgilendirmemeli.


Gümbedek güm!


Sevgili komşum, güzelsiniz. Eminim; o lastikleri patlayasıca “bütün arabaların ve çöp kamyonlarının sesini” duyduğunuzda, uyuyordunuz. Yatakta; seslerin birazdan kesileceğine dair serinkanlı umudunuzla-uykunuzu saatlerce bölüştürmeniz, artık sonunda pes ederek birden öylece doğruluşunuz, bir hışım başucunuzdaki etajerde duran günlüğünüze uzanışınız, kucağınızdaki defterde ilk bulduğunuz boş alana hızla satırlarınızı sıralayışınız geliyor gözümün önüne. İnce uzun bir tişört mü vardı üzerinizde? Arkası beyaz, ön yüzü eflâtun çerçeveli-çizgili bir kağıtta bulunan, bu düpedüz şiirsel sözler, yazım stili ile kalem tutan bir ele ait olduklarını söylerken, onun hemen altında belli belirsiz seçilen pembe! uçlu kalemle yazılmış harfleriyle, bunun sizin günlük defteriniz olduğunu düşündürüyor bana, elimde değil. Bir önemi, yok elbette... Peki kağıdınızın muntazaman yırtılmış dipdiri gövdesine bakıp; yazmaya başladığınız andaki eflâtun öfkenizin şimdi biraz pembeye çaldığını düşleyerek avunç içine düşmem, şapşallık mı sayılmalı acaba? Mâlum burası Cihangir, “Alev Alatlı falan olsa ya yazan..” dedim Aykut’a. Biraz gülüştük.


Gümbedek güm!


“Bir daha arabanızı buraya koymayın lütfen!” cümlesinin tek başınayken dayattığı keyfiliği, o çiğ çirkinliği devirişinizdeki yetkinlik, bugün handiyse unuttuğumuz, özlediğimiz, çarpıcı bir incelik. Mahir bir kuyumcu edasıyla, başa ve sona hassasça yerleştirilmiş bir çift “!” işaretinizin; garibân muhattabının tepesine -durup dururken- dikiliverme sevdalısı alikıranın elindeki çalıçırpı değil: Yaşatmak gafletinde bulunulmuş kasvetin rütbesini, göklerden indirip, okurunun omuzlarına olduğu gibi çökertme emeliyle ışıldayan enfes art direksiyon unsurları olduklarından söz edilebilir. “Doblo’nun sahibi kim?” misli size ait olmayan 'yalın' bir soruyu tutup da notunuzun orta yerine o denli tumturaklı yuvaladığınız yetmezmiş gibi, gecenin bir körü ve üstelik uykulu ve üstelik huzursuz olmanıza rağmen "tırnak" işaretlerinizi eksik etmemiş oluşunuz, sonra, buradan yerine “burdan” yazmayı uygun gören o inisiyatifçi, minimalist üslubunuz, o “bütün arabalar”, “çöp kamyonları”, “avaz avaz bağıran adamlar”: Doblo!.. O adamlar bilmeliler: Aykut’un arabası Doblo değil, Fiorino.


Gümbedek güm!


Siz; siz bu satırları bu akşamüzeri yazdınız. Ne var ki beni, dün geceye götüren, sizsiniz. Ne yapalım, kabahat sizin. Ayrıca siz: Kadın olduğunuz fikrine nereden kapıldığımı soracak bir kadına benzemiyorsunuz. Aykut içerde uyuyor, sabahtan işleri var.


Gümbedek güm!

Güm!


Davulcu, köşeyi dönerek uzaklaşıyor. iTunes, search: “I could” - 3 results found:

Patrica Barber - I Could Eat Your Words
Petra Berger - I Couldn't Say No
Roxette – Wish I Could Fly

Play!








0 pide, 1 ayran: