Perşembe, Kasım 26, 2009

Bir film nasıl okunur?





Cevap: İdeal okuma mesafesi olan 25 cm'den.



hehea! şaka lan şaka.. bişiler yazcam da şimdi diil..ayrıca sherlock holmes gibi film izleyen delidir. salaklaşmayın..

Pazar, Kasım 08, 2009

‘The Matrix' filminde Cinsellik ya da Biseksüalite Dünyayı Kurtarabilir mi?

(Beni yazmaya sürükleyen bir film hakkında, film biter bitmez internet üzerinde sıkı bir araştırmaya girişiyorum. Aşağıda yazılanlar öyle umuyorum ki, The Matrix filmi hakkında internette İngilizce ya da Türkçe, henüz söylenmemiş olanları içermektedir. Öncesinde ‘The Big Lebowski: Tüm zamanların adamı.' adlı yazımı okumuş olmak, okuyucuya büyük rahatlık sağlayacaktır)









The Matrix. Vizyona girdiği 1999 yılından bu yana hakkında çok şey yazıldı, söylendi. Bunun başlıca nedeni bana göre şuydu: The Matrix sıkıştırılmış bir ‘felsefe’ harmanıydı. Her usta film felsefi kapılar açar. The Matrix, bir çok felsefi görüşü gövdesinde barındırarak sözü sonunda tek bir felsefeye getirmek gibi oldukça zorlu bir göreve soyunmuştur. Filmin bu özelliği üzerinden bir şeyler söylemenin filme haksızlık olacağı fikrindeyim. Zaten böyle bir işe kalkışmak yazarını neredeyse tüm felsefe tarihini kapsayan bir yazı yazmaya sürükler ki böyle bir yazı filmin berbat bir tekrarı olmaktan öteye geçmez.


The Matrix, bir devrim filmidir. İnsanoğlunun kendisiyle, düzenle ve onu yaratan insanla olan savaşını anlatır. Güzel, peki böylesine büyük bir işe soyunan bir film bize aşk, sevgi ve cinsellik üzerine ne söylemektedir? Ya da söylemeli midir? Kesinlikle. O zaman üçlü seride insana dair bu 3 majör kavram nasıl ele alınmıştır? Her şey sadece Neo ve Trinity arasındaki masum bir flörtten mi ibarettir?


The Matrix, bu üç kavramı da kullanmak şöyle dursun, bütün enerjisini bu üç kavramdan alarak büyür, devleşir. Neo’nun "yola çıkışı" şehvet'le başlar, aşkla sürer, sevgiyle rayına oturur ve yine şehvet'le sona erer. Bunu söylerken bir insanın ya da dünyanın yazgısının tamamen bu çizgiye bağlı olup olmadığını söylemiyorum, ama The Matrix
sanki bize bunu söylüyor...

Söyleyeceğim her şeyin yeni bir kapı açacağı korkusuyla, yalnızca bu sularda kalmaya özen göstererek bazı referanslar sunmayı deneyeceğim. Referansları sunarken bu kez mümkün olduğu kadar minimal davranmaya özen göstereceğim. Bunu, onların okuyucu tarafından da yakalandığı anda, film içine
ne kadar ustaca entegre edildiklerinin görülebilmesi açısından önemli buluyorum.

1- Neo bir şirkette yazılımcı olarak çalışmakta, geceleri ise hackerlık (sistemle savaş, savaşma ihtiyacı) ve uyuşturucu satıcılığı yapmaktadır.
(Örneğin; Pulp Fiction ve Boogie Nights filmlerindeki satıcıları hatırlayın)

























uyuşturucu

2- İnternette tanıştığı Trinity, uyuşturucu kullanmaktadır. Neo’ya ‘follow the white rabbit’ derken Alice Harikalar Diyarında adlı romanda işlendiği kabul edilen uyuşturucu kullanımına gönderme olduğu açıktır. Neo kendisinden uyuşturucu satın almaya gelen gruptaki (Trinity'nin arkadaşlarıdır) bir kızın omzundaki beyaz tavşan dövmesini gördüğünde Trinity’nin sözünü dinler, grupla birlikte bir partiye doğru ‘yola çıkar’.
 













3- Partide Trinity, Neo’nun kulağına şu sözleri fısıldar: “Please. Just listen. I know why you're here, Neo. I know what you've been doing. I know why you hardly sleep, why you live alone and why, night after night, you sit at your computer. You're looking for him.” Bu oldukça enteresandır. Trinity Neo’ya aslında Neo’nun biseksüel olduğu imasında bulunur. Elbette filmin bütününde olduğu gibi çoklu okumaya oldukça açık bir sözdür, ve çoklu okunmalıdır. The Matrix çoklu okunmalıdır. Filmin orijinal senaryosunda bu sözlerden sonra Trinity’nin sözlerine şu tonda devam edeceği yazılıdır: There is a hypnotic quality to her voice and Neo feels the words, like a drug, seeping into him. Trinity, Neo’yu hipnotize eder. Bunu zaten en başta bilgisayardaki yazışmalarında ‘olacakları önceden bilme’ yeteneğiyle sağlamıştır. 















4- Ajan Smith ile ilk karşılaştıkları sorgu odasında, Ajan Smith ve adamları Neo’yu iğfal eder. Yeri gelmişken, Neo’nun diğer tüm karakterler gibi sembolik bir karakter olduğunu söylemek isterim. The Big Lebowski filminde Dude’un sistemce öpülmesiyle buradaki iğfal koşuttur. Ancak unutulmaması gereken, yine The Big Lebowski’de olduğu gibi bunun sadece sembolik olmadığıdır. Neo’da cinsel anlamda ‘herkesin’ çekici bulduğu, sahip olmak istediği bir şeyler vardır. The Big Lebowski’de Dude’a olan bu ‘özlem’ heteroseksüelken, The Matrix’de Neo’ya karşı biseksüeldir.













iğfal öncesi












iğfal anı

5- Bir gece Trinity ve iki arkadaşı Neo’yu bir köprünün altından arabayla alırlar. Arabadaki ‘böcek çıkartma’ sahnesi aslında bir oral seks sahnesidir. Burada Trinity hem Neo’dan istediğini almış, hem Neo’yu Ajan Smith’den kurtarmış hem de Neo’yu baştan çıkarmış olur. Sahne Neo’nun şu sözleriyle sonlanır: Jesus Christ! That thing’s real?!


























spermler












orgazm







prezervatif

6- Neo, Morpheus'un gemisine ilk kez geldiğinde önce kendisine uyuşturucu verilir, ardından Morpheus'la cinsel ilişkiye sokulur.
Trinity
: "I got a fibrellation." (
fibrellation: Pathology. uncontrolled twitching or quivering of muscular fibrils.)
Apoc: "Target is almost there. Lock. I got him!"









































Cinsel ilişki sonrasında Morpheus: "Your muscles atrophied. We’re rebuilding them."


Filmin ilk yarısında Neo’nun hayatında meydana gelen önemli değişiklere alışması resmedilir.
Bu değişim: Şehvetle başlar, şehvetle sonlanır. İnsan bedeni bir hiçtir. Önemli olan insanın düşünceleridir, ruhudur. İnsanoğlu mutlak özgürlüğe kavuşmak için Matrix’in tüm kurallarını, dayatmalarını yıkmalıdır. Matrix’in en güçlü ve son kalesi ise janrdan (gender) öte, cinsiyet (sex) ayrımcılığı, dayatmasıdır.

7- LOAD + Combat Training

load: * noun. a dose of drugs; an injection of drugs. (See also loaded. Drugs.) : She shoots a load every day or two.

* n. a drug supply; a stash. (Drugs.) : If his load dwindles, he gets more easily.

* n.a large purchase of heroin. (Drugs.) : I've scored a load that'll last me a few days.

(www.dictionary.com'dan)















Neo gemide koltuğa oturduktan sonra 'LOAD' kelimesi çok kez ekranda görünür, üç filmde de ayrıca kullanımları mevcuttur.
Combat Training disc'i uyuşturucudur, ve Neo önce Tank (kardeşinin adıysa Dozer'dir) sonra da Morpheus'la yeniden ilişkiye girer.










uyuşturucu, loading

Sonrasında şu diyaloglara dikkat edilmelidir:

Morpheus: How is he?

Tank: 10 hours straight. He is a machine!
Neo: I know kung-fu.

Morpheus: Show me.
Hit me. If you can...



























Daha fazla detaylandırmak yerine olayın çatısını kurup orada bırakmak istiyorum. Özetle dikkat çekmek istediğim noktalar şunlardır:


1- Neo uyuşturucu satıcısıdır ve bir gün yüksek dozda uyuşturucu kullanmaya başlar, başlatılır.

2- Neo, Morpheus ve takımıyla cinsel birliktelik kurar, Morpheus’la aralarında sevgi bağı oluşur.

3- Neo'nun zaman zaman Ajan Smith’le de cinsel birliktelikleri olur. Şehvete ne Ajan Smith ne de Neo karşı koyabilmektedir. Şehvet, statü tanımamaktadır. Ajan Smith'in mütemadiyen
Neo'nun peşinde oluşu Neo'yu Matrix'e sokmak istemesi kadar, Neo'ya olan şehvetinden de kaynaklıdır.
4- Filmde yumruk yumruğa (herhangi bir silah kullanmadan) yapılan tüm dövüş sahneleri cinsellik içerir.

5- Trinity’nin Matrix’deyken kalbinden kurşun yarası alması, onun Matrix’den birilerine 'de' aşık olabileceği anlamına gelir.

6- Film, başından sonuna dek Neo’nun cinsel anlamda ‘çekici’ oluşu üzerinden şekillenir. Diğer tüm felsefi kuramlar bu ana yapı üzerinden izleyiciye aktarılır.

7- Serinin son filminin son sahnesi, barış sağlandıktan sonra Ajan Smith ve Neo’nun ‘hayvanca’ seks yaptıklarını gösterir. Trinity, ölmüştür. Yani aşk bitmiştir. Yani aşk diye bir şey yoktur. Aşk, ölümlüdür. Aslolan, şehvettir.
 












“Everything that has a beginning has an end.”


Poetika
Yaşadım da yoruldum, bir ağır-işçi gibi
Uyudum da uyandım, binlerce kişi gibi

Bana düşünmek vardı, payıma onu aldım
İşledim de işledim bir hüner-işi gibi

Horlandı, beğenildi; inandım, alınmadım
Yolun geleceğini çizdim, geçmişi gibi

Zor dönemler olmadı-değil, olsundu, oldu,
Ne koştum ne de durdum, kaçak gidişi gibi

Bu konuyu burada bırakıyorsam birden,
Olmasın diyedir bir şeyin bitişi gibi.

Özdemir Asaf


Bu referanslar Neo, Trinity, Morpheus ve Ajan Smith
arasında üç film boyunca süregiden aşk, sevgi, cinsellik, ihtiras, kıskançlık, ihanet bazlı ilişkilere bir ışık tutmak için yeterlidir diye düşünüyorum.

Ek:
Larry Wachowski (ortada), gaydir.


























Ek 2: Natural Born Killers vs The Matrix1994 yapımı, hikayesi Quentin Tarantino'ya ait bir Oliver Stone filmi olan Natural Born Killers'da Mickey ve Mallory'nin sistemle olan mücadelesi konu edilir. Mickey ve Mallory bu savaş için gerekli olan enerjilerini aşktan ve sevgiden alırlar. Film aşkın zaferiyle sonlanır. The Matrix'de ise; Neo her ne kadar yine gücünü Trinity'ye olan aşkından alır gibi görünse de, bu aşk günümüzde bilinen anlamından çok daha farklıdır. Neo'nun ruhu Trinity'ye ait olabilir, ama bedeni asla. The Matrix, sisteme karşı mücadele kadar Neo'nun ezberlenmiş aşk kavramıyla olan mücadelesini de anlatır. ,






Çarşamba, Kasım 04, 2009

burman studio

bir teenslasher filmi: Happy Birthday To Me - J. Lee Thompson (1981)

filmin oldukça başarılı olan makyaj efektlerini gerçekleştiren şirket ise: http://www.burmanstudio.com (Thomas R. Burman ilen Bari Dreiband-Burman)

'nip-tuck (çok) gerçek' diyenler için sitede bir de video mevcut...