Pazar, Ekim 19, 2008

peyas vs. alan parsons


hah..

Cumartesi, Ekim 18, 2008

olmadı :/ (bi çırpıda olur öle..)

8:45

vapurun kalkmasına 10 dakika vardı ve henüz iskeleye yanaşmamıştı. kimi insanlar içerde bekleme koltuklarında oturuyor, kimileri de iskelede bekliyordu. her gün defalarca yaşanan bu tablo içinde göze çarpan -ya da rahatsız eden mi demeli- bir durum vardı. vapura binecek olan 5 kişilik bir grup çımacının arkadaşlarıydı. önce son derece samimi bir biçimde tokalaştılar, sabahın 8'inde -yüksek ihtimal içleri boş olan- kafalarını tokuşturdular ve "vay! naber lan!" yollu jest, mimik ve sözlerle çımacıyı selamladılar. içerdeki herkes ister istemez bu grubu izliyordu. grubun istediği de işte tam buydu. birazdan kalkacak olan ido vapurunda tanıdık birisine sahip olmaktan dolayı manasız bir gurur taşıyorlardı. çımacı grubun orta yerindeydi ve gruptakilerin hepsinin suratında oldukça rahat bir gülümseme vardı. bu gülümseme grup çemberinin dış çeperlerine doğru, etrafı kesme ve "yaa..işte biz böyleyizdir..bizim her yerde mutlaka tanıdıklarımız vardır..birazdan vapurda yüksek sesle konuşabilir, ayakta alakasız yerlerde takılabilir hatta dilersek sigara bile içebiliriz.." edalı tavırlarla süsleniyordu. çımacıya yakın olan bir tanesinin çımacıyla samimi biçimde olan sohbeti diğerlerinin keyfine keyif katıyordu...

peki onları böylesine manasız bir gururu taşımaya iten sebep neydi? devlet denen sistemin ucundan da olsa kurallarını yıkabilme özgürlüğü müydü onları kıpır kıpır yapan? yarın bir gün karakola düşseler çımacı "bırakın tamam..onlar bizim çocuklar.." mı diyecekti? neyin peşindeydiler? vapurdan indikten sonra iş yerlerine vardıklarında, patronlarının "nerdesin lan sen yavşak!" diyerek enselerine bir tokat patlatmasından önce verilmiş kısa bir mutluluk molası mıydı bu yoksa? bir vapur dolusu insana oynanan bu tiyatroda, yolcuların bakışlarını alkış mı telakki ediyorlardı? daha gün başlamadan vuran bir amortinin son ana kadar ucunu bırakmayarak, vapurdaki insanlara karşı gündelik hayatta sağlayamadıkları bir üstünlüğün keyfini mi çıkarıyorlardı?

Vapur kalkmak üzereydi. Kaptan vapurun düdüğünü öttürdü. Vapurun bu ani ötüşü tiyatronun perdelerini de kapatmış oldu. Herkes vapura akın etti. Kalabalık çoğaldıkça grup kaybolmaya başladı. Az önceki starlık büyüsü bozulmuştu. İnatla vapurun girişinde durdular. Çımacı halatları çözmeye başladı. Gruptan bir-iki tanesi çımacıya yardım etti. Kalabalık vapura dağılınca tiyatro perdesini yeniden açmaya başlıyordu ki, vapurun kaptanı camdan kafasını dışarı çıkararak: "hadi hadi sallanma!..al iskeleyi al!.." diye bağırdı. Camdan kafasını içeri sokarken kısık sesle "salak herif.." dediği duyuldu. Çımacı olayı gayet normal karşılarken, gruptakilerin suratı asıldı. Devletin üst düzey bir yetkilisi gerekli açıklamaları yapmıştı.

Pazar, Ekim 12, 2008

hahaha!

gelen mesaja bak allahını seversen...


A form with the following contents was submitted to you on 11:07 pm Saturday October 11 2008:

ne cüretle o resimde rose ve jack vardı tamam mı iğrenç olmuş titanic çoook güzel bir film unatamayacak gibi ve bu adam filmin içine batırdı leonardo lütfen bir daha çıksın titanic titanic 2 de yapancı sölediğiniz için anlamıyorum lütfen televizyona çıkartın