Perşembe, Aralık 15, 2011

4. Kum


İnternete bakınca, bilhassa 18-25 yaş arası gençlerde bir hâl var ki çok dikkatimi çekiyor: 3-5 kişilik bir arkadaş grubu, internet kullanıyorlar, o grup dışında kalan her şey ve herkes yabancı bir evreni işaret ediyor o gruptakilere. O grubun bir şeyi onaylayıp onaylamaması yine o gruptan birisinin vereceği ilk tepkiyle belirleniyor. Grup içinde görüş ayrılığı hemen hiç yok. Sürekli iletişim halinde olma, karşılıklı onaylanma ihtirası içindeler. 

İyi ama buna neden ihtiyaç duyuyorlar? İnternet yepyeni bir evrense, o kapıdan bir başlarına geçebilme cesaretleri neden yok? Üstelik, ıssız bir adaya düşseler yanlarına üç arkadaşlarını alacakları kesin olan bu gençler, anarşist, aydın ve muhalif oldukları iddiasındalar. Yalnız kalmayı beceremeyen, yeni bir evreni o evrenin yapısı içinde yorumlama, öyle kabul etme yeteneği olmayan, dış dünyanın tüm kural ve yargılarını olduğu gibi internete taşıma ihtiyacında olan insanın tabudeviren değil muhafazakâr ve aciz bir varlık olduğundan haberleri olmasa gerek...

Arkadaş grubundakilerin ‘çok iyi’ olarak peşinen kabul görmüş oluşu, tüm yenilenme, değişme, dönüşme, gelişme kapılarını da kapatıyor onlara. Sözgelimi; Ali’nin çok iyi oluşu, ‘çok iyi’ kavramını sabitlemiş oluyor, o kişinin evreninde. Ve geri kalan her şey ve herkes de kamulaşıyor böylece.

İnternetin olumlu bir gelişme getirmesi, iyilik, güzellik getirmesi bekleniyorsa, önce bu hastalığı yenmeli. 

Nuri Bilge Ceylan’ın yapıtları, aynı nedenle anlaşılamıyor bugün Türkiye'de.



0 pide, 1 ayran: