Pazar, Kasım 08, 2009

‘The Matrix' filminde Cinsellik ya da Biseksüalite Dünyayı Kurtarabilir mi?

(Beni yazmaya sürükleyen bir film hakkında, film biter bitmez internet üzerinde sıkı bir araştırmaya girişiyorum. Aşağıda yazılanlar öyle umuyorum ki, The Matrix filmi hakkında internette İngilizce ya da Türkçe, henüz söylenmemiş olanları içermektedir. Öncesinde ‘The Big Lebowski: Tüm zamanların adamı.' adlı yazımı okumuş olmak, okuyucuya büyük rahatlık sağlayacaktır)









The Matrix. Vizyona girdiği 1999 yılından bu yana hakkında çok şey yazıldı, söylendi. Bunun başlıca nedeni bana göre şuydu: The Matrix sıkıştırılmış bir ‘felsefe’ harmanıydı. Her usta film felsefi kapılar açar. The Matrix, bir çok felsefi görüşü gövdesinde barındırarak sözü sonunda tek bir felsefeye getirmek gibi oldukça zorlu bir göreve soyunmuştur. Filmin bu özelliği üzerinden bir şeyler söylemenin filme haksızlık olacağı fikrindeyim. Zaten böyle bir işe kalkışmak yazarını neredeyse tüm felsefe tarihini kapsayan bir yazı yazmaya sürükler ki böyle bir yazı filmin berbat bir tekrarı olmaktan öteye geçmez.


The Matrix, bir devrim filmidir. İnsanoğlunun kendisiyle, düzenle ve onu yaratan insanla olan savaşını anlatır. Güzel, peki böylesine büyük bir işe soyunan bir film bize aşk, sevgi ve cinsellik üzerine ne söylemektedir? Ya da söylemeli midir? Kesinlikle. O zaman üçlü seride insana dair bu 3 majör kavram nasıl ele alınmıştır? Her şey sadece Neo ve Trinity arasındaki masum bir flörtten mi ibarettir?


The Matrix, bu üç kavramı da kullanmak şöyle dursun, bütün enerjisini bu üç kavramdan alarak büyür, devleşir. Neo’nun "yola çıkışı" şehvet'le başlar, aşkla sürer, sevgiyle rayına oturur ve yine şehvet'le sona erer. Bunu söylerken bir insanın ya da dünyanın yazgısının tamamen bu çizgiye bağlı olup olmadığını söylemiyorum, ama The Matrix
sanki bize bunu söylüyor...

Söyleyeceğim her şeyin yeni bir kapı açacağı korkusuyla, yalnızca bu sularda kalmaya özen göstererek bazı referanslar sunmayı deneyeceğim. Referansları sunarken bu kez mümkün olduğu kadar minimal davranmaya özen göstereceğim. Bunu, onların okuyucu tarafından da yakalandığı anda, film içine
ne kadar ustaca entegre edildiklerinin görülebilmesi açısından önemli buluyorum.

1- Neo bir şirkette yazılımcı olarak çalışmakta, geceleri ise hackerlık (sistemle savaş, savaşma ihtiyacı) ve uyuşturucu satıcılığı yapmaktadır.
(Örneğin; Pulp Fiction ve Boogie Nights filmlerindeki satıcıları hatırlayın)

























uyuşturucu

2- İnternette tanıştığı Trinity, uyuşturucu kullanmaktadır. Neo’ya ‘follow the white rabbit’ derken Alice Harikalar Diyarında adlı romanda işlendiği kabul edilen uyuşturucu kullanımına gönderme olduğu açıktır. Neo kendisinden uyuşturucu satın almaya gelen gruptaki (Trinity'nin arkadaşlarıdır) bir kızın omzundaki beyaz tavşan dövmesini gördüğünde Trinity’nin sözünü dinler, grupla birlikte bir partiye doğru ‘yola çıkar’.
 













3- Partide Trinity, Neo’nun kulağına şu sözleri fısıldar: “Please. Just listen. I know why you're here, Neo. I know what you've been doing. I know why you hardly sleep, why you live alone and why, night after night, you sit at your computer. You're looking for him.” Bu oldukça enteresandır. Trinity Neo’ya aslında Neo’nun biseksüel olduğu imasında bulunur. Elbette filmin bütününde olduğu gibi çoklu okumaya oldukça açık bir sözdür, ve çoklu okunmalıdır. The Matrix çoklu okunmalıdır. Filmin orijinal senaryosunda bu sözlerden sonra Trinity’nin sözlerine şu tonda devam edeceği yazılıdır: There is a hypnotic quality to her voice and Neo feels the words, like a drug, seeping into him. Trinity, Neo’yu hipnotize eder. Bunu zaten en başta bilgisayardaki yazışmalarında ‘olacakları önceden bilme’ yeteneğiyle sağlamıştır. 















4- Ajan Smith ile ilk karşılaştıkları sorgu odasında, Ajan Smith ve adamları Neo’yu iğfal eder. Yeri gelmişken, Neo’nun diğer tüm karakterler gibi sembolik bir karakter olduğunu söylemek isterim. The Big Lebowski filminde Dude’un sistemce öpülmesiyle buradaki iğfal koşuttur. Ancak unutulmaması gereken, yine The Big Lebowski’de olduğu gibi bunun sadece sembolik olmadığıdır. Neo’da cinsel anlamda ‘herkesin’ çekici bulduğu, sahip olmak istediği bir şeyler vardır. The Big Lebowski’de Dude’a olan bu ‘özlem’ heteroseksüelken, The Matrix’de Neo’ya karşı biseksüeldir.













iğfal öncesi












iğfal anı

5- Bir gece Trinity ve iki arkadaşı Neo’yu bir köprünün altından arabayla alırlar. Arabadaki ‘böcek çıkartma’ sahnesi aslında bir oral seks sahnesidir. Burada Trinity hem Neo’dan istediğini almış, hem Neo’yu Ajan Smith’den kurtarmış hem de Neo’yu baştan çıkarmış olur. Sahne Neo’nun şu sözleriyle sonlanır: Jesus Christ! That thing’s real?!


























spermler












orgazm







prezervatif

6- Neo, Morpheus'un gemisine ilk kez geldiğinde önce kendisine uyuşturucu verilir, ardından Morpheus'la cinsel ilişkiye sokulur.
Trinity
: "I got a fibrellation." (
fibrellation: Pathology. uncontrolled twitching or quivering of muscular fibrils.)
Apoc: "Target is almost there. Lock. I got him!"









































Cinsel ilişki sonrasında Morpheus: "Your muscles atrophied. We’re rebuilding them."


Filmin ilk yarısında Neo’nun hayatında meydana gelen önemli değişiklere alışması resmedilir.
Bu değişim: Şehvetle başlar, şehvetle sonlanır. İnsan bedeni bir hiçtir. Önemli olan insanın düşünceleridir, ruhudur. İnsanoğlu mutlak özgürlüğe kavuşmak için Matrix’in tüm kurallarını, dayatmalarını yıkmalıdır. Matrix’in en güçlü ve son kalesi ise janrdan (gender) öte, cinsiyet (sex) ayrımcılığı, dayatmasıdır.

7- LOAD + Combat Training

load: * noun. a dose of drugs; an injection of drugs. (See also loaded. Drugs.) : She shoots a load every day or two.

* n. a drug supply; a stash. (Drugs.) : If his load dwindles, he gets more easily.

* n.a large purchase of heroin. (Drugs.) : I've scored a load that'll last me a few days.

(www.dictionary.com'dan)















Neo gemide koltuğa oturduktan sonra 'LOAD' kelimesi çok kez ekranda görünür, üç filmde de ayrıca kullanımları mevcuttur.
Combat Training disc'i uyuşturucudur, ve Neo önce Tank (kardeşinin adıysa Dozer'dir) sonra da Morpheus'la yeniden ilişkiye girer.










uyuşturucu, loading

Sonrasında şu diyaloglara dikkat edilmelidir:

Morpheus: How is he?

Tank: 10 hours straight. He is a machine!
Neo: I know kung-fu.

Morpheus: Show me.
Hit me. If you can...



























Daha fazla detaylandırmak yerine olayın çatısını kurup orada bırakmak istiyorum. Özetle dikkat çekmek istediğim noktalar şunlardır:


1- Neo uyuşturucu satıcısıdır ve bir gün yüksek dozda uyuşturucu kullanmaya başlar, başlatılır.

2- Neo, Morpheus ve takımıyla cinsel birliktelik kurar, Morpheus’la aralarında sevgi bağı oluşur.

3- Neo'nun zaman zaman Ajan Smith’le de cinsel birliktelikleri olur. Şehvete ne Ajan Smith ne de Neo karşı koyabilmektedir. Şehvet, statü tanımamaktadır. Ajan Smith'in mütemadiyen
Neo'nun peşinde oluşu Neo'yu Matrix'e sokmak istemesi kadar, Neo'ya olan şehvetinden de kaynaklıdır.
4- Filmde yumruk yumruğa (herhangi bir silah kullanmadan) yapılan tüm dövüş sahneleri cinsellik içerir.

5- Trinity’nin Matrix’deyken kalbinden kurşun yarası alması, onun Matrix’den birilerine 'de' aşık olabileceği anlamına gelir.

6- Film, başından sonuna dek Neo’nun cinsel anlamda ‘çekici’ oluşu üzerinden şekillenir. Diğer tüm felsefi kuramlar bu ana yapı üzerinden izleyiciye aktarılır.

7- Serinin son filminin son sahnesi, barış sağlandıktan sonra Ajan Smith ve Neo’nun ‘hayvanca’ seks yaptıklarını gösterir. Trinity, ölmüştür. Yani aşk bitmiştir. Yani aşk diye bir şey yoktur. Aşk, ölümlüdür. Aslolan, şehvettir.
 












“Everything that has a beginning has an end.”


Poetika
Yaşadım da yoruldum, bir ağır-işçi gibi
Uyudum da uyandım, binlerce kişi gibi

Bana düşünmek vardı, payıma onu aldım
İşledim de işledim bir hüner-işi gibi

Horlandı, beğenildi; inandım, alınmadım
Yolun geleceğini çizdim, geçmişi gibi

Zor dönemler olmadı-değil, olsundu, oldu,
Ne koştum ne de durdum, kaçak gidişi gibi

Bu konuyu burada bırakıyorsam birden,
Olmasın diyedir bir şeyin bitişi gibi.

Özdemir Asaf


Bu referanslar Neo, Trinity, Morpheus ve Ajan Smith
arasında üç film boyunca süregiden aşk, sevgi, cinsellik, ihtiras, kıskançlık, ihanet bazlı ilişkilere bir ışık tutmak için yeterlidir diye düşünüyorum.

Ek:
Larry Wachowski (ortada), gaydir.


























Ek 2: Natural Born Killers vs The Matrix1994 yapımı, hikayesi Quentin Tarantino'ya ait bir Oliver Stone filmi olan Natural Born Killers'da Mickey ve Mallory'nin sistemle olan mücadelesi konu edilir. Mickey ve Mallory bu savaş için gerekli olan enerjilerini aşktan ve sevgiden alırlar. Film aşkın zaferiyle sonlanır. The Matrix'de ise; Neo her ne kadar yine gücünü Trinity'ye olan aşkından alır gibi görünse de, bu aşk günümüzde bilinen anlamından çok daha farklıdır. Neo'nun ruhu Trinity'ye ait olabilir, ama bedeni asla. The Matrix, sisteme karşı mücadele kadar Neo'nun ezberlenmiş aşk kavramıyla olan mücadelesini de anlatır. ,






24 yorum:

Adsız dedi ki...

Ahuhauah alakaya maydonoz vur beline kazmayı olmuş bu çıkarımlar. Filmi en az 500 kez izlemiş biri olarak diyebilirim ki, siz ne anlam yüklerseniz film o'dur. Siz fantastik anlamlar yüklediğiniz sürece film kült olarak anılmaya devam edecek. Ama öyle über süper fantastik mesajları yok, klasik bir hollywood filmi işte.

Can dedi ki...

şukelastik bi yazı olmuş.. izlemeye alıverdim (böyle hortum görüşünü anlatan teyze edasıyla)

Adsız dedi ki...

filmi izlememiş olsam hemde belki defalarca onlarca kere izlememiş olsam bu yorumları oturup ciddiye alıp film hakkında bir fikir edinmiş olurdum ancak filmi bu kadar çok bütün detaylarıyla ezberlemiş bir izleyici olarak bu yorumların gerçeği yansıtmadığını hatta gerçekle, filmle alakası olmadığını malesef söylemek zorundayım. matrix cinsellik sahnelerini amerikan sinemasında en az barındıran filmlerden biridir ve bu yorumlar çok hatalı.

kedikumu dedi ki...

filmi izlemediğinizi iddia etmedim zaten. uzun uzun yazmanıza rağmen söyledikleriniz "bu yorumlar çok hatalı"dan öteye geçemiyor. yazıda bahsi geçenlerle ilintili olarak söylemek istedikleriniz varsa seve seve sizi dinlerim. yalnız baştan sizi uyarayım: bu sahnelerin uyanış, yeniden doğuş, sanal gerçeklik vb. okumalar olduğunu anlatmak için kendinizi yormayınız. zira bunlar bu yazıda sözünü ettiklerimi haksız çıkarmayacaktır. haksız çıkaracak argümanlarınızı bekliyorum...

Neon dedi ki...

2. resimde kutunun içinde uyuşturucu fian yok.sanırım siz hepsini içip bu yorumları yaptınız.eşcinsel karşıtı filan değilim ama filimdeki her köşeli nesneyi eşcinselliğe bağdaştırmak bence biraz iyi niyet ötesi bir şey.özellikle amerikan sinemasının yapısına bakacak olursak sembolizmin fazla yer tutmadığını görüyoruz.

Quälgeist dedi ki...

İnanın yarıya kadar okudum ama sonrasına gerek görmedim (: Fazlasıyla uğraş verdiğiniz ortada ve sizi bu yüzden takdir ediyorum, bize bu detaylı yazıyla film hakkındaki görüşlerinizi sunduğunuz için ama Matrix'in sizin vurguladığınız gibi "salt" sex imgeleri üzerine kurulu bir film olduğunu hiç mi hiç sanmıyorum. Ben de tıpkı üstte yazan arkadaşlar gibi filmi defalarca izledim -biliyorum, defalarca izlemediğimi söylemediniz ^^- ve uzaktan yakından ilintisi olmadığını düşünüyorum imgelerinizle. Bunu tek bir cümlenizi örnek göstererek açıklayacağım -inanın katılmadığım tüm cümlelerinizi yazıp örneklendirmeyi çok isterdim ama çok uykum var ^^:
"...barış sağlandıktan sonra Ajan Smith ve Neo’nun ‘hayvanca’ seks yaptıklarını gösterir."
"Hayvanca seks yaptıklarını" düşündüğünüz sahneyi izlemiş bir birey olarak, bir bizonun oturup yağlı boya doğa resmi yapması ne kadar olağansa, o sahnenin altında böyle bir imgenin olması da aynı derecede mümkündür.

(Not: Yazınızı ek$i'de, The Matrix konusundaki bir mesajdan gördüm.)

Adsız dedi ki...

matrix'in bendeki kopyasında sizin bahsettiğiniz sevişme sahneleri yok sizdeki un-cut versiyon olabilir mi? Sizdeki kopyadan nasıl edinebilirim yardımcı olabilir misiniz?

Deniz dedi ki...

bu yaziyi yazan kisi yazdiklarina inaniyorsa doktor gormeli

Adsız dedi ki...

niçin hiçbir eleştiriyi kabullenemiyorsunuz? insanlar mantıksız bulmuşlar ve bunu sebepleriyle açıklamışlar. yazıdan çok dikkatimi çeken sizin tavrınız oldu. bu sizin görüşünüz ve bence de gerçekten saçma, lakin siz bu filmi böyle yorumluyorsanız ve bu yorumunuzu blogda paylaşıyorsanız insanların yorumlarını önceden kabullenmişsinizdir. istemiyorsanız niçin yorum yazılabilme özelliğini kapatmıyorsunuz? bir blogger adresim olmadığı için "adımı gösteremiyor"um, kusura bakmayın. sevgiler.

kedikumu dedi ki...

Sanırım bir noktayı henüz açıklığa kavuşturamadık. Şuradan başlayayım: Bloguma yazdığım her yazının, daha önce hiç söylenmemiş olanları içermesine her zaman azami özen gösteriyorum. Dolayısıyla (yazının başında da söylediğim gibi) bu yazıda bahsini ettiklerim de -büyük ihtimalle- dünyada henüz dile getirilmemiş bazı noktalara işaret etmektedir. Yani diğer bir ifadeyle; bu yazıdakilere katılan insan sayısının katılmayanlara oranı elbette ki çok yüksek olacaktır, buna başından beri şüphem yok. Aksi olsaydı filmin üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen bunlar çoktan söylenmiş olurdu...

Gelelim sizin eleştiri ve yorum adını verdiğiniz mesajlara... Dikkatlice bakarsanız, bu yazıya henüz 1 tane dahi yorum/eleştiri gelmediğini görebilirsiniz. Gelen mesajların hemen hepsi ‘yeni bir bilgiyi’ yerme, aşağılama, alaya alma ve “yok etme” çabasından başka bir şey değil. Benim bu yazıyı kaleme alma amacım yalnızca ‘benim gördüklerimi’ okurla paylaşma isteğinden ibaret. Bir okur bunların saçma olduğunu düşünmede elbette özgürdür. Ancak iş “yorum yapma”ya gelince orada yalnızca saçma olduğunu söylemekten öteye geçebilmeniz gerekir. Çünkü ortada doğru ya da yanlış yeni bir bilgi vardır ve siz eğer o bilgiye katılmıyorsanız bunu nedensellik göstererek ortaya koyabilmelisinizdir. Sözgelimi; “orada oral seks yoktur, çünkü Trinity bir sahnede erkeklerden hoşlanmadığını söyler” gibi basit bir cümle dahi bir yorumdur. İzleyiciyi geri dönüp o sahnede oral seks olup olmadığını yeniden düşünmeye sevk eder.

Üstelik yazıda “Elbette filmin bütününde olduğu gibi çoklu okumaya oldukça açık bir sözdür, ve çoklu okunmalıdır. The Matrix çoklu okunmalıdır.” gibi bir cümle geçiyor. Bunun anlamı şu: The Matrix’in baştan sona birden çok yönü gözeterek izlenmesi gerekliliği. Buna rağmen bir genç çocuk çıkıp Matrix’in çok güzel dövüş sahneleriyle dolu bir aksiyon filmi olduğunu da söyleyebilir. Bu, tamamen o çocuğun algısıyla sınırlı bir film okumasıdır. Yanlış değildir, fakat kötü bir film okumasıdır. İyi bir film okuması okura onun göremediklerinden söz edebilen film okumasıdır. Görünen köy kılavuz istemez...

Yazıyı ve yorumları okuduktan sonra ağızda kalan tadın ‘ulan bu da ne kıl herifmiş’ olduğunun farkındayım. Buna benzer eleştirileri dostlarımdan da duyuyorum. Üstelik 45 dakikada yazdığım bu yazının meramını tam anlamıyla ortaya koyamadığını da biliyorum. Ama tüm bunlara rağmen ısrar ediyorum ve geri adım atmıyorum: Biçimi değil içeriği görebilen, üslubuyla kendisini fark ettiren, eleştiren ve yorum yapabilen tüm okurlara selam olsun...

Ertuğrul Yıldırım dedi ki...

Elinizde tuttuğunuz mercek bir tür çıplak görme gözlüğü gibi.. Bununla nereye bakarsanız bakın sonuç değişmez.. Yukarda da söylendiği gibi, her uzun ve parlak cisim, fallik obje olmak zorunda değil.. Yada Freud'un deyimiyle, puro içen bir adam bazen sadece puro içen bir adamdır..

Sonuç olarak filmde cinselliğin ağırlıkta olduğu fikrine katılmıyorum.. Elbette özellikle yönetmeninin baskın cinsel kimliğinden ötürü kimi örtük yada açık cinsel göndermeleri vardır.. Ancak odaktakinin bu olduğunu söylemek fazla insafsız..

Yada fazla uçuk :) Yinede güzel deneme..

Adsız dedi ki...

yani komik olan ortamı trollerken, bir yandan da saçmalıyorsun kardeşim diyenleri azarlamak ehehe

Adsız dedi ki...

Yanlış olan bir kısım var matrix'in çoklu okumaya açık olması çoklu über saçmalamaya açık olması anlamına gelmez eğer öyle bi şey olsaydı neo aslında bir radyoaktif ıspanak makineler ise temel reis filmin amacı eğitimin gerekliliğini anlatmak gibi bir şeyler yazar bunuda aklımca insanlara ayar vererek kabul ettirmeye çalışırdım ben değil bi arkadaşım var o öyle diyor.Ha şöyle bir olay var eğer neo başından beri gerçekten uyuşturucu satıcısı olsaydı hikaye birazda olsa anlamlı olabilirdi oda küçük bir ihtimal ama malesef neo sadece normal bir hacker ve sadece korsan yazılım üretmek satmak vs gibi işlerle uğraşıyor bunun yanında yinede (konu ne kadar alakasız olsa bile) yaptıgın araştırma eklediğin bilgiler (link vs) takdir edilesi.Ha bu arada ek olarak radyoaktif ıspanak senaryosunuda yazmanı isterim.

Adsız dedi ki...

Yalaaaağn!!1 Yalan söylüyosn rrospu çocuu; neo amerikın hiiroydu bi kere, dövüyodu adamları, böyle ateş ediyodu falan!1 hibine olmaz o olmamalı!11 sensin hibinew, ayrıca eşçinsellik bir hastalıktır!1

Küçük Öteki dedi ki...

Filmin çoklu okumaya açık olduğunu yazının başında da belirtmişsiniz, dolayısıyla bunun üzerine doğrudur ya da yanlıştır gibi yorumlar yapmak pek de akılcı olmayacaktır. Ancak bir de şu gerçek var ki siz bu yazıyı yazarken bir tutarlılık içinde olduğunuzdan, yazıdaki örnekler gibi daha birçok sahne ile düşüncelerinizi doğrulayabilirsiniz ve de sizin düşünceniz bu doğrultuda olduğundan bunların yanlışlanması baştan imkansızdır.

Benim gördüğüm kadarıyla filmdeki gösterenler 'şehvet', 'eşcinsellik' ya da en genel şekilde 'cinsellik' düğüm noktası kabul edilecek şekilde dikilmişler. Dolayısıyla burada okuyucuya katılıp katılmamaktan başka bir alternatif kalmıyor. Zira burada mantıklı bir yanlışlamanın da bir önemi yoktur, nihayetinde kendi içerisinde tutarlı bir bütünlük oluşturmuşsunuz.

kedikumu dedi ki...

ağzına sağlık Küçük Öteki. bu yorumu hiç duyamayacağım sanıyordum bu yazının altında. teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

yalnız şöyle çok büyük iki hata var,larry wachowski gay değildir,cinsiyet değiştirmiş ve "lana" ismini almıştır.eşcinsellikle cinsiyet değiştirmek çok ayrı şeyler.

ikincisi,her iyi filmde (hatta sanat eserinde) bir felsefe bulunur önermesi "bence" oldukça abartılı olmuş.evet felsefe önemlidir,gereklidir (felsefeden pek anlamamama rağmen bunu kabul ediyorum) ama bir görsel sanat için "olmazsa olmaz" da değildir.

öte yandan imgelerin bazı açıklamalarını çok zorlama bulsam da bazılarını oldukça beğendim hatta filmi tekrar izleme isteği doğurdu içimde.güzel bir yazı olmuş.

kedikumu dedi ki...

Larry Wachowski'nin cinsiyet değiştirdiğini biliyorum. Fotoğrafta henüz değiştirmemiş olduğu için genel adıyla gay'dir dedim.

Sanat eserinde felsefe olmalı mıdır konusuna gelince... aslında bu cümle doğru bir cümle değil, güzel değil. orada değinmek istediğim nokta; sanat ve felsefenin işlevsel olarak birbirlerine yakın kavramlar olmasından ileri gelmektedir. ben ısrarla ikisinin 'son tahlilde' birbirlerinden ayrılamayacağını savunanlardanım. cümleyi "yüksek sanat, felsefi izler taşır" diye düzeltebiliriz belki.

yorumunuz için teşekkürler...

baranzy dedi ki...

Filmin referansı gayet açıktır; üzmeyin artık birbirinizi.

http://transcriptions.english.ucsb.edu
/archive/courses/warner/english122tg/MartixBaudrillard.html

Ayrıca henüz izlememiş olanlar için: (Ghost in the Shell)

belA presente dedi ki...

açıkcası benim matrix açısından temel aldığım okumalar daha çok baudrillard ve zizek'in temellendirmeleri. ancak sizin yaptığınız okuma da gayet tutarlı görünüyor. bu kadar trolleme yorumun arasında kalkıp teorik sohbetlere çok fazla girmek istemiyorum ancak yaptığın okuma yönteminde hiçbir eksik nokta yok gibi görünüyor. yine de ben diğer okumalarla birlikte bu okumayı da bir ele alacağım. bir şekilde haberdar ederim seni sonuçtan.

kedikumu dedi ki...

çok sevinirim belA presente. dört gözle beklerim, selamlar...

Emir ALP dedi ki...

İlginç bir yazıymış. Düşünceler kayda değer fakat ayrıntıları yorumlama işi bence biraz absürd durmuş, zorlama olmuş.

01 dedi ki...

ahahah bak ya ibne yaptı neoyu :D
filmin esinlenme konusuna değinecem kısaca: yine keanu reeves abimizin oynadığı johnny mnemonic filmi şekil olarak bildiğin matrix. kafaya soket takmalar falan. ayrıca 89 yılında yazılmış william gibson'un neuromancer romanından isimlere varıncaya kadar direkt kopyalanmış bir film aslında. ha makineler yapay zeka cart curt gibi şeylerle harmanlanmış ama cihazlarla sanal gerçeklik oluşturup içine girme fikri çeyrek asırdır filmlerde kitaplarda dönen bir mevzu

Adsız dedi ki...

Bu uzun yazıyı daha önce de okumuştum, çok değişik bir bakış açısı. Zaten Matrix gibi sembolizmle dolu bir filme her yönden bakar ve kendi yorumunuzu katabilirsiniz. Mesela benim de bir tezim var:

Telefonun çaldığı metro sahnesini hatırlayın. Önce Morpheus geçiş yapar. Sonra sıra ya Trinity'nin ya da Neo'nun olacaktır. Trinity bu sırada her hatun kişiye özgü çekingenlikle adama aşkını bir türlü açamaz. O lateks dövüşçü giysileri olsa da "hanım hanımcık" (!) halini korur, değişmez dünya düzeni:)

Peki aşkını açsaydı ne olurdu dersiniz? Hem de şöyle üzerine basa basa... Neo da gayet klasik, düz adam bakış açısında olsa ve :

"Aaa! Valla ben hazır değilim sevgililiğe, bağlılığa... Hem... Bu ne yaa kısacık saçlar, dövüşler, lateks siyah giysiler. Dişi hatun isterem ben"

deyip ahizeyi alıp vınn sıvışsaydı oradan. Geriye kala kala tüm siniri ile Trinity kalırdı ve Smith ile o mücadele verirdi. Muhtemelen kazanırdı ve "The One" aslında bir hatun kişi olurdu.

Yani bildiğin "devrim" Anaerkil bir devrim..Ondan sonra Trinity'e erkeğin bini bi para:)


İşte bu da benim naçizane Matrix yorumumdur:)